|
Aile büyüklerim Pembe Hala ‘dan sıkça söz eder, “görmüş, geçirmiş, nezaketli, bilge bir hanımdı” diye bahsederlerdi.
Hacı Bozo ‘da kocası. Hacı Bozo biraz sinirli ve dediğim dedik bir adam. Pembe Hala‘yı da çok seviyor.
Uzun yıllar mutlu bir evlilik yaşamışlar. Birlikte yaşadıkları olaylar, aile arasında “menkıbe” haline gelmişti. Sonraki nesillere de anlatılırdı.
Hacı Bozo evlendikten sonra, uzun bir süre Pembe Hala‘nın namaz kılmasını beklemiş.
Pembe Hala oralı değil. Hacı Bozo almış karşısına Pembe Hala‘yı başlamış anlatmaya. Bak Pembe Hanım, namaz Allah‘ın emridir, farzdır. Sende namaz kılmalısın, diyerek dilinin döndüğünce anlatmış.
Pembe Hala, elbette hacı, tamam hacı, kılarım hacı diyerek savuşturmuş. Bir, iki, üç. Hacı Bozo bakmış olacak gibi değil, çatmış kaşlarını, oturtmuş Pembe Hala’yı karşısına, başlamış bağırmaya.
Pembe, bu seni son ikazım. Eğer namaz kılmazsan seni döverim. Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. (*)
Pembe Hala, işin sarpa sarmaya başladığını anlamış. Başını öne eğip sesini ağlamaklı hale getirerek, “canım sana kurban olsun Efendi Bozo, beni dövmene gerek yok. Bende namaz kılmak istiyorum ama, bilmediğim için kılamıyorum, öğretirsen kılarım” demiş.
Hacı Bozo dayanamamış bu cilve karşısında, “aman güzeller güzeli Pembem, ben sana kıyarmıyım hiç, niye daha önce söylemedin, hadi öğreteyim birlikte kılalım” diyerek elinden tutup kaldırmış.
Hacı Bozo göstere göstere abdest almış. Pembe Hala ‘da onu taklit etmiş. Seccadeyi serip Hacı Bozo önde, Pembe Hala arkada namaza başlamışlar.
Hacı Bozo sesli olarak tekbir almış. “Niyet ettim Allah rızası için ….. vaktinin farzını kılmaya, Allahü Ekber”
Pembe Hala, sesli olarak tekrar etmiş. “Ne Allah için, ne vallah için, Hacı Bozo’nun hatırı için Allahü Ekber”.
Rahmetli anam bunu anlatır, arkasından tembih ederdi. “Oğlum Hacı Bozo‘nun hatırı için namaz olmaz. Olursa da hayır olmaz, her ne yaparsan yap ama olması gereken şekilde yap”.
Son zamanlarda siyaset sahnesinde gördüklerim bu menkıbeyi hatırlattı bana.
Geçmişte başbakanlık yapmış şimdi bir başına kalmış liderlerden birisi ile birlikteydik. O tarihlerde seçime hazırlanıyordu.
O süreçte beni davet etmişti. Birkaç kez bir arada olmuştuk .
Zaman zaman brifingler veriyor, kendi zaviyemden bildiklerimi anlatıyordum. Değerlendirmelerimi çok beğeniyordu.
Bana partisinden milletvekili olmam için davette bulunmuştu. Seçimlere yakın bir süreçti. Yakın kurmayları ile bir aradaydık.
Sayın lider kurmaylarını yanımıza çağırdı ve benden kendisini, partiyi, ülkenin içinde bulunduğu durumu ve yakınlaşan seçimi değerlendirmemi istedi.
Ben de, Hacı Bozo ile Pembe Hala ‘yı anlattım. “Etrafınızdaki Hacı Bozo‘nun hatırı için namaz kılanları uzaklaştırınız, sizin de, partinizin de, Türkiye‘nin de önü açılır. Mevki, makam, ikbal için etrafınızda pervane dönenlerle bir yere varılmaz. Yüreğinde gerçek Türkiye sevdası olan Anadolu çocuklarını toplayın yanınıza. Bakın ne terör kalır, ne yokluk ne yoksulluk” dedim.
Kısa bir süre sonra seçim süreci başladı ve sayın liderin arzusu üzerine adaylık başvurusunda bulundum.
Adayların açıklanmasına bir gün kala, bana şöyle bir teklifte bulunuldu. Seçilemeyeceğim bir sıradan aday gösterilmeyi kabul edermiydim.
Teklifte bulunana “ihale takipçiliği yapma gibi bir niyetim yok, teşekkür ederim” dedim.
İçinde bulunduğumuz günlerde, piyasada Pembe Halalar ve Hacı Bozo’cular endam etmeye başladılar.
Örneğin, sivil anayasa değişikliklerine karşı çıkanlar, şimdilerde sivil anayasa değişikliği ele alınmalıdır demeye başladılar,
Başları örtülü diye kız öğrencileri üniversiteye sokmayanlar, analarının çarşafına parti rozeti takmaya başladılar,
Homoseksüel olduğunu hiç gizlemeyen ünlü bir modacıyı, islami bilinen bir kanala davet edip türban destekçiliği yaptırmaya başladılar. ( Eğer bu demokratik bir davranış diyecekseniz aynı kanalda, homoseksüelliğe özgürlük isteyenleri de çıkarır mısınız ?)
Ne Allah için, ne vallah için ikbal, makam ve mevki için. Allah’ü ekber.
Ne bileyim ben, öyle işte..
(*) Ziya Paşa’ya ait.
|