|
Paris tarih kokuyor

Dünya turuna çıkmak imkanı olması halinde her insanın aklına gelebilecek en optimum seçenek. Peki günün birinde böyle bir fırsata kavuşursak nerden başlamalı, bu tura?
Tabi ki: Paris’ten.
İngilizlerin aykırı yazarı Oscar Wilde’in bile mezarının Paris’te
bulunduğunu ve her mezarı ziyaret edenin mezar taşına bir öpücük
kondurduğunu biliyor muydunuz?
Paris, Fransa'nın başkenti ve Île-de-France bölgesinin merkezi ve Seine
Nehri'nin üzerine kurulu. Tüm dünyada anıtları, sanatsal ve kültürel
yaşamı ile bilinen Paris aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir şehir
olmakla birlikte, başlıca ekonomik ve politik merkezler arasında yer
alıyor ve uluslararası taşımacılığın geçiş noktalarından birini
oluşturuyor. Moda ve lüksün dünya başkenti olarak tanınan Paris "Işık
Şehir" (Ville de Lumière) diye de anılıyor.
2004 yılında Paris şehir sınırları içindeki nüfusun 2.153.600 kişi
olduğu INSEE (Institut national de la statistique et des études
économiques - Ulusal istatistik ve ekonomik çalışmalar enstitüsü)
tarafından tahmin edilmektedir. 20. yy.'da şehir sınırlarının dışına
taşarak büyümüş ve banliyöleriyle birlikte 2007'da 12,1 milyonluk
nüfusa ulaşmıştır.
Paris şehrinin özlü sözü Latince "Fluctuat nec mergitur" yani "Sallanır
ama batmaz" (Fransızcası:Il est battu par les flots sans être submergé
). Şehrin armasındaki "Scilicet" yani gemiyi anlatmak için kullanılır.
Bu gemi Ortaçağ'da şehri yöneten güçlü "Gemiciler" (Nautes) ya da "Su
tüccarları"nın kurduğu birliği sembolize eder. Şehrin koruyucusu, 5.
yy.'da Attila'yı şehri yıkmaması için ikna ettiğine inanılan Azize
Geneviève'dir.
Paris adını nereden aldı
Maurice Druon "Paris de César à Saint Louis" (Sezar'dan St.Louis'ye
kadar Paris) adlı kitabında Paris adının Galce "par" (gemi) sözcüğünden
geldiğini iddia eder. Şekli gemiye benzeyen, su üzerine kurulmuş,
geçimini suya borçlu olan ve ismini de belki sudan almış olan bir
şehir. Bir ada olan Lutèce'in refahı "gemiciler" tarafından
sağlanıyordu ve bu gemicilerin sembolü olan gemi de şehir armasını
oluşturmuştur.
Paris adını Galya halklarından Parisiiler’den almaktadır. "Paris"
aslında Romalıların "Lutetia" yerine kullandıkları "Civitas Parisiorum"
(Parisiilerin şehri) adının zamanla değişmesi sonucu oluşmuştur. Paris
aynı zamanda şehrin etrafındaki yöreye de ("Parisis") verilen isim
olmuştur. Cormeilles-en-Parisis ve Fontenay-en-Parisis gibi şehirlerin
isimlerinde buna rastlanır.
Bu adın kaynağı tam olarak bilinememektadir. Paris bölgesinde çokça
bulunan taş ocaklarına istinaden Galce "kwar" (taş ocağı) kelimesinden
geliyor olabilir. Başka etimolojilerde önerilmiştir. Pierre Hubac ve
Cheikh Anta Diop'a göre, Parisiilerin adı Mısır tanrıçası İsis'ten
gelmektedir çünkü Paris bölgesinde İsis'e adanmış birçok tapınak ya da
Eski Mısır dilinde "per Isis" bulunmaktaydı. Bir efsane de Paris adını
dalgalar altında kalıp denize batan efsanevi Ys şehriyle birlikte anar.
Maurice Druon "Paris de César à Saint Louis" (Sezar'dan St.Louis'ye
kadar Paris) adlı kitabında Paris adının Galce "par" (gemi) sözcüğünden
geldiğini iddia eder. Şekli gemiye benzeyen, su üzerine kurulmuş,
geçimini suya borçlu olan ve ismini de belki sudan almış olan bir
şehir. Bir ada olan Lutèce'in refahı "gemiciler" tarafından
sağlanıyordu ve bu gemicilerin sembolü olan gemi de şehir armasını
oluşturmuştur.
Tarih öncesi
Seine nehri kıyılarında yapılan teraslama çalışmaları sırasında bulunan
oymataş el aletlerinin gösterdiği gibi Paris kent alanı yaklaşık 40.000
yıldır insanlar tarafından yerleşim alanı olarak kullanılmaktadır.
En önemli arkeolojik bulgular 12. bölge'de 1991 yılında ortaya
çıkartılan Paris bölgesindeki en eski kalıcı insan yerleşimine ait
kalıntılardır. Bercy'de yapılan alt yapı çalışmaları sırasında MÖ 4.000
ile 3.800 yılları arasında avcılık dönemine ait Seine nehrinin eski
kıyısında yerleşik bir köyün izlerine rastlanmıştır. Bu kalıntılar çok
önemli arkeolojik değere sahip olan birçok tahtadan oyma kayık,
topraktan çanak çömlek, ok ve yaylar, kemik ve taştan aletlerdi.
Diğer buluşlar da 14. bölge ile 13. bölge arasındaki su kemerleridir.
Antik Çağ
Tarih öncesi yerleşimlerle Galya-Roma dönemi arasında olup bitenler
hakkında pek bir şey bilinememektedir. Tek emin olunan nokta Sezar'ın
birlikleri ülkede dolaşırken bölgenin hâkimlerinin hala Parisiiler
olduğudur. Bazıları Parisliler’in Paris'i kurmasının tarihi olarak MÖ
250 ile 200 yılları arasını göstermektedir ancak önemli kanıtları
yoktur. MÖ 52 yılında Jül Sezar'ın teğmeni Labienus Paris şehrini ele
geçirdiğinde Romalılar tarafından "Lutetia" (Fransızcası: Lutèce) diye
adlandırılmıştır. Galya'nın başkenti görevini Lugdunum (Lyon) şehri
yapmaktaydı. O zamanki Galya şehrinin tam olarak nerede yerleştiği
konusunda kesin bilgi yoktur. Uzun süre buranın île de la Cité'de
olduğu düşünülmüştür ancak metro çalışmaları nedeniyle baştan aşağı bu
adada kazı çalışmalrı yapılmış ve hiçbir ize rastlanmamıştır. Galya
şehri île Saint-Louis'de ya da bugün artık karşı kıyı ile birleşmiş
olan ve Bièvre nehri'nin yarattığı delta üzerinde bulunmuş olan bir
adada da bulunmuş olabilir. Çok tartışılan başka bir varsayıma göre ise
ilk kurulan Galya köyünün Nanterre'deki Valérien tepesi'nden çok uzak
olmadığı yönündedir.
Roma şehri 1. yy.'da nehrin sol kıyısına kurulmuştur. Şehrin
Saint-Germain Bulvarı'ndan Val-de-Grâce'a ve rue Descartes 'tan jardins
du Luxembourg'a kadar uzandığı düşünülmektedir. Lutèce şehri bir cardo
(Roma şehirlerinde kuzey-güney doğrultusundaki ana cadde) olan rue
Saint-Jacques çevresinde dik kesen sokaklardan oluşan bir şehir
yapısıyla yerleşmişti. Roma şehirlerinde olduğu gibi forum, hamamlar,
tiyatro, arena ve nekropol bu şehirde bulunmaktaydı.
Orta Çağ
Paris şu andaki adını 5. yy.'da alır ve Romalılar'a karşı elde ettiği
zaferin ardından Frankların kralı Merovenj Hanedanından I. Clovis 508
yılında Paris'e yerleşerek burayı başkenti yapar. Nehrin sağ kıyısına
6. yy.'dan itibaren bir kilisenin kurulduğu dikkat çeker: Saint-Gervais
kilisesi (günümüzde Hôtel de ville 'in arkasında bulunmaktadır. 9.
yy.'da Saint-Gervais ve Saint-Germain-l'Auxerrois kiliselerinin
(günümüzde Louvre'un yakınında bulunmaktadır) çevresinde koruma amaçlı
duvarlar inşa edilmiştir. Nehrin sol kıyısı 885 yılında Vikingler
tarafından tamamen yokedilmiştir. Taht 987 yılında Capet hanedanına
geçti. Paris, Orleans şehri ile birlikte bu hanedanın kişisel serveti
içinde yer alıyordu. Bu hanedanın atası I. Eudes şehri Vikingler'e
karşı savunmasıyla ünlenmiştir. paris şuan dünyanın merkezi ve aşıklar
şehri olarakta adlandırılmaktadır
|