 Ahmet HAKAN/ Hürriyet gazetesi/ 31 Mart 2009
“(…) Madem açık konuşuyoruz... O zaman öğütlerimiz de açık olsun...
Sevgili Tayyip Bey...
Eğer bundan sonra "Tayyip neylerse güzel eyler" anlayışından vazgeçersen... Tahammüllü olma temrinleri yaparsan... Putin'e öykünmek yerine Şeyh Edebali öğütlerine kulak vermeyi tercih edersen... Büyük düşünmek yerine kendini başkalarının yerine koyarak düşünmeye başlarsan... Ahalinin "zart - zurt"tan hazzetmediğini idrak edersen... "2009 model tek parti yönetimi"ni inşa etmeye kalkmazsan... Senin gibi yaşamayanların güvenini kazanamazsan...
Bitmezsin bitmemesine ama...
"Yüzde 47"yi falan rüyanda bile göremezsin... Benden söylemesi.
İmza: Acı konuşan bir eski dost. (...)”
 REHA MUHTAR/ Vatan gazetesi/ 01.04.2009
“(…) Kimse alınmasın...
Ancak Tayyip Erdoğan ve AKP’yi başarısız, CHP’yi ve muhalefeti başarılı bulan basın hakikaten aymaz bir basındır...Tayyip Erdoğan bütün zekâsıyla “Ben mağlubum” diyor ki CHP’de taşlar yerinden oynamasın... Deniz Bey gidip, İstanbul’da CHP’yi 10 puan fırlatan Kemal Kılıçdaroğlu gelmesin...
Aymaz basın da aynı oyuna gelmekte...“Erdoğan başarısız, CHP ve muhalefeti başarılı” demekte...
Aradaki fark yüzde 15...
Yahu insan utanır bunu yazarken...
Aymaz, hacıyatmaz, beş para etmez, ayılmaz, bayılmaz basın...
Yazabiliyorsanız bunu da yazın!..”
 BEKİR COŞKUN / Hürriyet gazetesi/ 31.03.2009
“(…) AKP'nin "gidiş" sürecidir bu. Eğer Tayyip Erdoğan'ın "Milletim ne derse o..." sözü hálá geçerliyse; milletin yüzde 61'i AKP'yi istemiyor. Üstelik onca katrilyonları aşan rüşvete, dağıtılan avantaya, seçmenin kapısına götürülen buzdolaplarına, üçlü kanepelere, kömürlere, nohuta, makarnaya rağmen...Türk demokrasisi tarihinin en avantalı-rüşvetli seçimini yaşadı. "Ya AKP yüzde 52 oy alırsa..." diye köşelerinde, televizyon ekranlarında yalakalık yapanların sabah-akşam toplumu yanlış yönlendirmelerine rağmen...Başbakan yenilgisine ekonomik krizi neden gösterse de tam tersine ekonomik krizi "fırsata çevirip" her gün bir kesime indirim, ucuzluk, vergisiz alışveriş müjdeleri vermelerine rağmen...Dahası; AKP karşıtlarının sabah karanlıklarında toplanıp toplanıp hapishanelere doldurulmalarına rağmen.(...)”
Doç. Dr. Fikret Başkaya /Radikal gazetesi/ 31.03.2009
“AKP’nin 2002’den sonraki başarısı kendi gücünden ziyade bir alternatifin olmayışından kaynaklanıyor. AKP bundan sonra kan kaybetmeye devam eder ilk seçimlerde de muhalefete geçer. Aslında bu sonuçlar AKP’nin artık inişe geçtiğini gösteriyor. “
Prof. Dr. Kadir Cangızbay / Radikal gazetesi/ 31.03.2009
Bu sonuçlar Erdoğan’ın üslubuna halkın verdiği cevaptır. Halk bu üsluptan nefret ediyor ve oylarını bir kısmını çekti. Bu bir uyarıdır. DTP kazandığı başarıyı ise Erdoğan’ın samimiyetsizliğine Kürtlerin namuslu bir tepkisi olarak değerlendiriyorum.
 OKTAY EKŞİ / Hürriyet gazetesi /31 Mart 2009
Lafı dolandırmaya hiç gerek yok. Bu seçimin tek mağlubu AKP Lideri Tayyip Erdoğan'dır.
Doğrudur. Seçimde AKP'nin Türkiye çapında aldığı yüzde 39'luk oy oranı yine de ciddi bir büyüklüktür. Hatta bugünkü seçim sistemimize göre bu oran bir partiyi tek başına iktidara getirebilir.
(…)
Kaybetti çünkü:
CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyasete getirdiği farklı, mutedil, anlayışlı ve uygar mücadele üslubunun ona sağladığı büyük oy desteğinden anlıyoruz ki halk bu işin artık uygar bir şekilde yapılmasını istiyor.
Bu açıdan tüm liderler kötüydü ama AKP, özellikle Tayyip Erdoğan en aşırı örnekti. Toplumu gerdikçe gerdi. Hem "vurdu", hem de "Ne vuruyorsun be?" diyerek önüne gelene çattı.
Başbakan'ın aşırı sert ve dayatmacı üslubu neticede ters tepti. Dahası... Bu üslup ve yargıya, hukuka karşı pervasızlık, seçmen zihninde "Türkiye'yi faşizme mi götürüyorlar?" korkusu yarattı.
Kılıçdaroğlu önemli bir şey daha yaptı. Sağlam kanıtlarla kamuoyu önüne çıkıp AKP iktidarının hiç de sanıldığı gibi "temiz olmadığını" gösterdi. Böylece AKP, káh görmezden geldiği káh bizzat tezgáhladığı yolsuzlukların, kayırmaların, kadrolaşmaların bedelini ödedi. (…)
 Yılmaz Özdil / Hürriyet gazetesi / 02 Nisan 2009
(…)
"Seçimden bahset" derseniz...
Lafı eğip bükmeyelim...
Tayyip Erdoğan'ın halk tarafından Cumhurbaşkanı seçilip, Abdullah Gül'den sonra Köşk'e çıkma hayali suya düştü.
Afişlerin "Son Padişah"ı oldu.
Pankartların "Davos Fatihi" oldu.
Yalakaların "ikinci Atatürk"ü oldu.
TC'nin cumhurbaşkanı olamayacak.
(…)
 Fatih Altaylı / Gazete Habertürk / 01 Nisan 2009
(…)
Düşünsenize, CHP’nin başında Kılıçdaroğlu yanında Umut Oran gibi, Haluk Koç gibi isimler. Gençler.
Böyle bir olasılık size heyecan vermiyor mu?
Deniz Baykal’a kötü adam, üçkağıtçı demiyoruz.
Ama olmadı işte.
Yeni bir isim, yeni bir heyecan. Çalışacak, koşturacak, cep telefonu kullanmayı bilen bir ekip.
Biliyorum bazıları bana yine kızacak.
"Kılıçdaroğlu istemiyor. Sen niye gelin güvey oluyorsun” diyecekler.
Doğru, Kılıçdaroğlu açıkça istemiyor
Ama Kılıçdaroğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığını da istemiyorum demişti sorduğumda.
Ortaya kendini atıp istemez ama böyle bir görev verilirse kabul etmez mi sizce?
Bakın unutmayın Bülent Ecevit inat etmeyip, 2001'de partiyi gençlere devretseydi, bugün büyük ihtimalle AKO iktidarda olmayacaktı.
Bilmem anladınız mı?
(…)
|